KALİTE YÖNETİM SİSTEMLERİ (ISO)

Yunanca “eşit” anlamına gelen “isos” tan türetilerek kullanılan ISO "International Organization for Standardization", yani "Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu"nun oluşturduğu bir kalite yönetim sistemi standardıdır.

ISO 23 Şubat 1947 tarihinde kurulmuş olup 135 üye ülkeden oluşmaktadır. En aktif üyeler olan ABD, İngiltere ve Kanada tarafından oluşturulan Teknik Komite çalışmaları sonucu ISO 9000 Kalite Sistem Standartları Mart 1987’de yayınlanmış ve birçok ülke tarafından benimsenerek uygulamaya geçilmiştir.

Standardizasyonun tarihine baktığımız zaman, ekonomik ve sosyal hayatın tümünü içine alacak şekilde uluslararası uygulamalar, son yüzyılın içerisinde gerçekleştirilse debu konudaki uygulamaların ISO’nun kuruluşundan yüzlerce hatta binlerce yıl öncesine dayandığını görebiliriz. O gün için adı konulmamış bile olsa, bugün bu uygulamalar standart olarak değerlendirilebilir. Örneğin Sümer ve Mısırlılarda, standardize edilmiş şehir planlaması, su ve kanalizasyon tesisleri, ev inşaatı ile ağırlık ve diğer ölçülerin belirlendiği, Babil kenti yakınlarında da belirli oranlarda artan ağırlık ölçüleri ile ondalık sisteme bölünmüş ölçü aletleri olduğu görülmüştür. Atina’da alışverişlerde kendi ölçüm birimlerinin yanı sıra Pers ve Finike ölçülerinin kullanıldığı görülmektedir.

iso_org

Çağdaş standardizasyon hareketi Endüstri Devrimi’nden sonra başlamıştır. İşletme düzeyinde ilk standartlaştırma örneğini, 1793 yılında Amerikan ordusundan 10.000 adet tüfek siparişi alan Eli Whitney, ayrı ayrı bölümlerde üretilen tüfek parçalarını hızla birleştirmek suretiyle gerçekleştirmiştir. Ulusal bazdaki standardizasyon çalışmaları İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra daha da hızlanmıştır. Bunun en önemli nedeni, savaş sırasında müttefiklerin ürettikleri parça ve malzemeleri standart olmaması nedeniyle kullanma zorluğu yaşamalarıdır. Ülkelerin teknolojik, sosyal, siyasal, ticari ve askeri konularda birbirleriyle gelişen ilişkilerden dolayı mal ve hizmet akımının artması sonucu ortaya çıkan uyumsuzluklar, uluslararası standartlara olan gereksinimi arttırmıştır ve temeli 1904’te atıldığı söylenen ISO kurulmuştur. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 23 Şubat 1947 günü de resmen çalışmalarına başlamıştır.

Standart ve Standardizasyon tanım ve terimlerine bakacak olursak, Uluslararası Standardizasyon Örgütünün (ISO) standardizasyon tanımı şu şekildedir: "Standardizasyon; belirli bir faaliyet ile ilgili olarak, ekonomik fayda sağlamak üzere bütün ilgili tarafların yardımı ve işbirliği ile belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulama işlemidir. Standardizasyon aslında toplumun kalite ve ekonomikliği arama çalışmalarının sonucu ortaya çıkan bir faaliyettir.” Bu tanımı incelersek vurgulanan hususları iki ana madde halinde açabiliriz. Bunlardan ilki, standardizasyonda, ekonomik alanda olabileceği gibi, bilimsel bir araştırma, bir deney, uygulama ile ilgili bir metot veya sosyal amaçlı herhangi bir çalışma yapılması esastır. İkinci olarak, bu çalışma, üretici, tüketici gibi ilgili tarafların ekonomik ve toplumsal yararını gözetlemelidir ve bunun için belirli kurallar koyup bu kuralları uygulamak gereklidir. Özetlersek standartlar, bilimsel, teknik ve deneysel çalışmaların kesinleşmiş sonuçlarını ele alır. Yalnız günümüz şartlarını belirlemekle yetinmez, aynı zamanda geleceğin gelişme imkanlarını da göz önünde bulundurur ve gelişmelere ayak uydurur.

Standardizasyonun öneminden bahsedecek olursak, satın almada en önemli faktör olan güven elde etmek, sağlam bir temel ve disipline edilmiş bir prosedür sağlayan standardizasyon sayesinde gerçekleşir. Standardizasyon, bu prosedürler süresince oluşan belirsizlikleri, şans faktörünü elemine eder ve risk azaltır.

Tüm sektörlerde rahatlıkla kullanım alanı bulan, ekonomik hayatın çoğu kademelerinde bir zorluk olarak görülen standardizasyon, kolaylık sağlama ve güven verme gibi temel fonksiyonlara sahiptir. Bu bakımdan gerek üreticilere gerekse tüketicilere önemli avantajlar sağlamaktadır. Standardizasyon öncelikle üretimin belli bir plan ve program dahilinde yapılmasını sağlar. Üretim projesi ve yapılan her bir iş ayrı ayrı tanımlanarak süreçler standardize edildiğinden bütün işletme faaliyetleri standart haline gelir. Bu durum işletmede çalışanların verimliliğini yükseltir. Üretim sırasındaki kayıp ve atıklar minimum seviyeye iner. Hammaddeler daha verimli kullanılır. Üretim süreci standartlaştığından gereksiz besleme ve yığılmalar olmaz ve bu sayede makine beklemelerinden kaynaklı oluşabilecek üretim kayıpları ve mamullerin ortada beklemelerinden kaynaklı oluşabilecek mamul kayıpları söz konusu olmaz. Standart ürünlerin üretilmesiyle depolama ve taşıma süreçleri kolaylaşır. Bunlar standardizasyonun üreticiye getirdiği belli başlı faydalardır.

Üretici ve tüketici arasındaki alışverişler karşılıklı güvene dayanır. Standardizasyon sayesinde tüketicinin güven kaygıları en aza indirgenir. Aynı zamanda standardizasyon sayesinde birim maliyet fiyatları azalacak ve dolayısıyla ürün fiyatı da düşecektir. Bunun dışında, standardizasyon tüketicilere karşılaştırma ve seçim kolaylığı sağlar, tüketicinin bilinçlenmesine yardımcı olur ve bunlar sayesinde alışverişte yaşanacak stresi önler.

Fenix Mühendislik olarak ülke ekonomisi bazında bakacak olursak, standardizasyon sayesinde verimliliğin artacağı ve kalitenin yükseleceği gerçeğini ele alarak kalite standartlarına uygun çalışmalar yürütmekteyiz. Kaliteli ve çok miktarda ürün üretilmesine yol gösteren standardizasyon bu sayede milli gelire olumlu bir katkıda bulunacaktır. Üretim faktörleri ve zaman itibarıyla israfın önüne geçer. Standartlara uygun ürünlerin üretilmesi, daha güvenilir olmaları ve seçim kolaylığı sağlamalarından dolayı kötü malları piyasadan kovacaktır. Bu kovulmalar sayesinde standartlara uygun ürünlerin çoğalması da piyasada rekabeti geliştirme gibi bir fayda sağlayacaktır.